ÇOCUKLARA KOD (PROGRAMLAMA) ÖĞRETMEK IÇIN 4 ARAÇ

Dünyamız daha çok teknoloji odaklı hale geldikçe; artık çocuklarımıza bilgisayar kullanmasından çok, bilgisayarı, programları ve oynadıkları oyunları kendi kendilerine nasıl inşa edeceğini öğretmeliyiz...

BILIŞIM TEKNOLOJILERI DERSI VE ÖĞRETMENLERI HAKKINDA YANLIŞ BILINENLER

Bilişim Teknolojileri öğretmeni olarak (henüz atanamadım) söylemek istediklerimin tümüdür...

WINDOWS MOBILE 6.1, WINDOWS 7, .NET FRAMEWORK

Yine bir merak üzerine yola çıktım...

BIRAZ RENKLERLE UĞRAŞALIM : CROSS-PROGRESSING

Elimden geldiğince Paint.net ile cross-progressing yapmaya çalışacağım. Birlikte izleyelim bakalım nasıl bir sonuç çıkacak...

20 Ocak 2012 Cuma

Facebook Zararlı mı? Onu Zararlı Yapan Biz miyiz?

Yanlış bilinenlerden birisi daha bugünlerde kafamı kurcalamaya başladı.

facebook-hayırSoru:Sosyal medya çocuklar için zararlı mı?

Cevap : Hayır zararlı değil.

Soru: O zaman neden faydalanamıyoruz?

Cevap : Çünkü Biz onu zararlı yapıyoruz.

Gelişen internet dünyasını yakalayabilmek mümkün değil. Her geçen gün yeni bir şey katılıyor hayatımıza. Gelişen ama geliştikçe de önlem alınması gereken .

Okulda öğrencilerimin Facebook hesapları olduğunu öğrendiğim gün başka bir şey daha öğrendim. Tanımadıkları insanları arkadaş listelerine ekledikleri. Mesela ünlü bir kişinin sahte hesabı gibi. Bunun ne gibi zararlar ortaya çıkaracağını daha önce burada anlatmıştım. 

Şimdi ise başka bir yönünden bahsedeceğim. Facebook’daki gruplar ve yazılar.

Çocukların katıldıkları bir çok grup var. Özellikle ilköğretim 2.kademe öğrencilerinin çevrelerinden çok etkilendiği dönemlerde, Facebook’daki gruplardan etkilenmemeleri de elde değil.

Bu gruplardaki yazılar ilk gördüğünüzde çok zararsız ve hatta siz de okuduğunuzda komik gelecek. Ama onlar açısından baktığımızda, gelişimlerini ve sosyal davranışlarını olumsuz yönde etkileyecek. O yazıları bir yaşam şekli olarak görecekler. Ne tür yazılardan mı bahsediyorum?

  • Bu Matematik Bizi Öldürüyor Hocam
  • Senelerdir okula gdip gelirim bir allahn kuluda cikip aga sen napyn kendne gel dmdi
  • Derste uyumak bir sanattır.. :)
  • Tıp okuyacak birisine neden coğrafya dersi verilir ki?
    Hastayı kaybettik ama üzülmeyin dağlar denize paralel. :)
  • Okula Alerjim Var Hocam xD
  • Acaba ders çalışsam mi ?
    A) Hayır
    B) A
    C) B
    D) C
    E) D
  • Hocam 90 Puanı Nerden Kırdınız? ;D
  • Bizde bilirdik taktir , teşekkür almayı
    Maksat ağaçlar kesilmesin ♥ :D
  • Okulda :
    (-.-) (-.-) (-.-) (-.-) (-.-) (-.-) (-.-) (-.-)
    Sınavı Duyunca:
    (O.O) (O.O) (O.O) (O.O) (O.O) (O.O)
    Sınav Sırasında:
    (←.←) (→.→) (←.←) (→.→) (←.←) (→.→)
    Hoca Gelirken:
    (↓.↓) (↓.↓) (↓.↓) (↓.↓) (↓.↓)
    Sınavın Sonunda :
    (͡๏̯͡๏) (͡๏̯͡๏) (͡๏̯͡๏) (͡๏̯͡๏) (͡๏̯͡๏) (͡๏̯͡๏) (͡๏̯͡๏)
  • Boşuna Uğraşmayın..! ~Ana Sütüyle Adam Olmayan, İnek Sütüyle Hiçbişey Olamaz Arkadaş..!!! :))

Bunları okuduk bize komik geldi ve geçtik. Çünkü biz yetişkin insanlarız. Ahlaki ve vicdani gelişimini büyük ölçüde tamamlamış, doğru ve yanlışı ayırt edebilen insanlarız.

Ama vicdan ve ahlak gelişimleri üzerinde gelişim dönemlerinde olan, çevrenin etkisini daha önemli olduğu bu dönemde bunları okuyan çocuklarımıza okulun, mesleklerin, sınavların, kitapların kötü olmadığını nasıl anlatacağız? Veli ve öğretmenler olarak bizi dinleyecekler mi? Tabii ki hayır. Burada bir zoraki kültürleme söz konusu. Reklamlar gibi düşünün. Reklamları izlediğinizde o şeyi almak istersiniz. Bir çocuğun da her gün girip 2-3 saat geçirdiği Facebook ana sayfasının bu yazılarla kaplı olduğunu düşünün.

Veliler öğretmenlere artık bu sorunlarla gelmeye başladı. Okulu sevmiyor, sınavları sevmiyor, ders çalışmıyor. Sonraki sonuç bu;

Yukarıdaki video Türkiye’de çekilmiş değil. Ama gidişatımızda bunu göstermiyor değil.

Şurada bir ayrım var dikkat etmemiz gereken. Evet çocuklarımız oyun da oynayacak, sosyal medya da kullanacak. Facebook’da da eğlence olacak ama bu türlüsü değil. Oyunlara karşı değilim, aşırılığına karşıyım. Okulla ilgili şakalara karşı değilim, bunların ciddiye alınmasına karşıyım.

Burada önemli olan bu yazıları görmeleri değil, gördükleri zaman doğru ve yanlışı ayırt edebilmeleri, şaka ile gerçeği ayırt edebilmeleri. Bize öğretmen ve velilere düşen görevler, onları incitmeden bu ayrımı ve sonuçlarını onlara anlatabilmek.

Çok ciddi bir noktadayız. Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir noktada çocuklara interneti yasaklayarak hiç bir şey kazanamayız. Sadece doğru kullanmayı öğretebiliriz.

Yapabileceğimiz şeylerden birisi ise özellikle Facebook’da böyle bir içeriği gördüğümüzde içeriği şikayet etmek, grubu şikayet etmek ya da spam olarak bildirmek.

6 Ocak 2012 Cuma

Yapay Zeka Ders Notları

i-robotBir zamanlar Yapay Zeka dersi almışlığım vardır. Daha öncesinde burada ders için hazırladığım karışık posteri yayınlamıştım. Hard diskte o dosya senin, bu klasör benim dolaşırken rastladım. Bazı şeyleri blogda saklamak, aradığında bulmakta kolay oluyor. Bu sebepten ötürü paylaşıyorum.

Sanırım 2. dönem için hazırladığım ders notuydu bu.

İçerdiği konular;

  • PERCEPTRONLAR
  • PERCEPTRON ÖĞRENME KURALI
  • Geri Yayılımlı Öğrenme (BACK PROPAGATION)
  • GERİ YAYILIM ALGORİTMASININ İŞLEM ADIMLARI
  • GENETİK ALGORİTMALAR
  • KROMOZOMUN ŞİFRELENMESİ (ENCODİM)
  • GEN TAKASI VE MUTASYON
  • EBEVEYN SEÇİMİ
  • KARINCA KOLONİSİ
  • BULANIK MANTIK
  • KÜME İŞLEMLERİ
  • BULANIK İLİŞKİLER

 

KPSS yerine yapay zeka dersi almayı tercih ederim bu ayrı konu tabii ki.

5 Ocak 2012 Perşembe

Çalışın Köleler

soru-isaretiYine yeni bir yıldan, yine yeni bir yazıdan merhaba.

Yıllar bizi beklemeksizin akıp geçerken ben 1-2 yıldır yerimde sayıyorum. (Hiç de sevmediğim bir durum aslında)

SSSSS’ler yakamızı bırakmadı. Köle misali çalışıyoruz hala. KPSS’ye kadar sınavlardan hiç şikayet etmemiştim. Sınavlardan şikayet etmeyi de sevmem aslında. Ama eğitim sisteminin bozuk tarafına rastladığınız anda ipler kopuyor. Üniversite’de eğitim bilimleri derslerini yeterli derece almadığımızdan dolayı, KPSS’de yerimizde saymaya devam diyoruz. Aldığım eğitimin bozuk tarafı bu oldu. Eğitim Fakültelerindeki eğitim dersleri yeterli değil. Umarım Öğretim üyeleri de bunun farkına varır.

Her neyse; gelelim dershane sistemine.

Orta büyüklükte bir ilçede yaşadığım için KPSS dershanesi konusunda sıkıntı yaşadım. Burada ki dershane öğretmenleri şehir dışından gelip gidiyorlar, (genellikle Ankara, Çorum) bu ise verimli olmuyor. Eğitim ueBilimleri zaten felsefi bir konu. –sözel derslerim hep ezberleyerek geçti- Bu kez iyi bir eğitim almak istiyorum. Geçen yıldan aklımda olan uzaktan eğitim dershane sistemine üye olmaya karar verdim. (bknz: http://www..uzaktanegitim.gen.tr) Uzaktan eğitim sistemi hakkında az çok bilgim ve deneyimim var. (6 aylık uzem deneyimi sonucu)

Sistemden bahsetmek gerekirse;

  • Evden ders dinlemek çok rahat
  • İstediğin kaliteye ulaşmış olmak vicdanen rahatlatıcı
  • Dershaneye gitmek için zaman kaybı yok
  • Dersleri tekrar tekrar izleme imkanı var

Eksilerine gelince;

  • İnternetinizde kesintiler olursa ders saatinde canlı dersi kaçırabiliyorsunuz. (İyi ki ders kayıtlarını izleyebiliyoruz.)
  • Bazen hocalardan sorularımıza cevap alma süremiz uzayabiliyor.
  • Online sisteme ekledikleri yaprak test vs. soru sayısı az.

Bilgisayarcı gözünden sisteme gelince; (umarım bunu okuyanlar kızmaz)

  • Öğrencilerin Bilişim teknolojileri konusunda kendi yetersizliklerini bazen uzaktan eğitime mal edebiliyorlar.
  • Sistemde teknik olarak gördüğüm eksik ve açıklar var. (yazılımsal-web tabanlı eksikler)
  • Sistem kendi içinde forum benzeri bir şey kurulabilir. (öğrenci etkileşimi açısından.)connect-logo
  • Adobe Connect üzerine diyecek sözüm yok zaten. (Böte Kurultay toplantılarında da kullanırdık.) Sorunsuz, tam çözüm getiren bir sistem. (Bildiğim kadarıyla MEB’de bazı toplantılarını Adobe Connect üzerinden gerçekleştiriyor)

Bana gelen geri bildirimler;

Bu sisteme kayıt olduğumu söylediğimde, bir çok kişi (sbs’den kpss önlisans’a kadar) kendi sınavları içinde aynı dershane sistemi olup olmadığını ve benim bu sistemi nereden öğrendiğimi sordular. (Bilgisayar ve internet konusunda bir şey olurda benim gözümden kaçar mı?)

Aslında sadece İhtiyaç değil, diğer büyük dershanelerinde benzer sistem kurmaları gerekli bence. KPSS ve hatta SSSSS’ler hayatımızda oldukça buna ihtiyacımız var. Eğitim sistemimiz bize yeterli bilgiyi vermeyip, SSSSS’lerde istediği için bunlara ihtiyacımız var.

Bence bu sistemler daha iyi geliştirilebilir ve daha iyi sonuçlar alınabilir. Her derste aklıma, şuraya keşke bunuda ekleselerdi, bu konuda falan olabilirdi, şu konu için böyle bir animasyon daha kalıcı olabilirdi (özellikle öyt’de teknikleri anlatırken basit flash animasyonlar koyulabilirdi –gif’ler yerine) şeklinde düşünmeden edemiyorum. SSSSS dertlerim bittiğinde bu aklımdan geçen her bir şeyi tek tek yazmak (program yazmak anlamında) istiyorum.

Technected-The-Mobile-ClassroomEğitim Teknolojisi çok gerekli olmaya başladı, ve ciddi anlamda kalıcılığı da sağlayan bir sistem. Bazen ütopik fikirler aklıma gelmiyor değil. Bir okulda fatih projesi gibi bir sistemi bana bırakacaklar, ne etkinlikler, hazırlardım. Benim gibi düşünen BÖTE’liler olduğuna da eminim.  Bunun ilk farkına vardığımda üniversite 2.sınıfta ilköğretim 1.sınıf için harf tablosu hazırlıyordum. (eğitsel yazılım ödevi). Öğretim teknolojisinin hala tam bilinen ve uygulanabildiğini düşünmüyorum Fatih projesinde de aynı şekilde uygulanabileceğini düşünmüyorum. Çünkü Öğretim teknologları proje içine alınmadı henüz.

Sonuçta bu SSSS’ler yüzünden her gören bize üstü kapalı “çalışın köleler nihahaha” tarzı söylüyor ya da bakıyor.

Konudan konuya atladığım yazımı sonlandırıyorum. Yeni yılın ilk günleri, ilk kafa karışıklıkları ile ilk 2012 yazımı da yazdığıma göre SSSSS kitaplarıma geri dönebilirim. Eğer bıkmadan bu yazıyı sonunda kadar okuduysanız teşekkür ederim.

Bilişimli Günler….

not: hafif reklam kokan hareketler gibi oldu ama işte az çok bildiğimiz bir sektörü de eleştirmeden olmaz değil mi?

26 Kasım 2011 Cumartesi

Scratch – ilk denemeler

Daha önce burada yazdığım yazıda çocuklar için programlamadan bahsetmiştim. Bu konuyu yazıda bırakmadım, okulda 1-2 bilgisayara kurdum. Çocuklara programdan bahsetmedim. Programın masaüstündeki kısa yolu şekli yanda gördüğünüz kedinin kafası.8.Sınıflar ile Bilişim Teknolojileri dersindeyiz.

Normal ders uygulamalarını yaptırmakta zorlandığım oyun meraklısı bir öğrencim programı oyun sanarak açtı. Programı rasgele kullanarak sahneye bir kedi ekledi. Sonra programın sol tarafındaki kontrolleri sırayla rastgele kodlama bölümüne sürükledi ve bıraktı. Ama sonucun ne olduğunu çıkaramadı.

Bu noktadan sonra ben müdahale ettim. Kediye verdiği kontrollere, tıklandığında ve sürekli kontrollerini ekledim. Programı çalıştırdığımızda http://scratch.mit.edu/projects/dijitalyerli/2167205 böyle bir sonuç çıktı. Başlangıç için iyi bir uygulama. Fareyi takip eden kedi. Tabi ki ses kontrolleri biraz fazla oldu ama. başlangıç için idare eder.

Diğer öğrenciler de merak edip toplaştılar, bir çoğu bende oynayacağım diye bağrışmaya başladılar.

Gelelim İyi, Kötü ve Çirkin'e;

  • Öğrencinin kendi istekleri doğrultusunda eğitsel bir yönde çalışma yapması güzel.
  • Öğrencinin yaptığı şeyin ne olduğunu bilmeden yapması kötü.
  • Yaptıklarını rastgele keşfetmiş olması güzel
  • Son eklediğim kontrolleri neden eklediğimi ve bu kontrollerin ne iş yaptığını öğrencinin dinlememesi çirkin

Bilişim Teknolojileri dersinin içeriği keşke böyle olsa. Programlama öğretsek çocuklara ama nerede... Umarım o günleri de görürüz.

4 Kasım 2011 Cuma

Bir eğitimcinin yürümesi gereken 10 yol

Uzun süredir yer imlerim arasında yerini koruyan bu sayfanın içinden alıntılar yaparak bir blog yazısı oluşturmak da uzun süredir aklımda yerini koruyor.

Bu yazının başlığı eğitimcilerin yapması gereken 10 yol/yordam/yöntem, eğitimci yetiştirmek için gerekli 10 yol/yordam/yöntem, gibi de olabilirdi.

  1. Kişisel Öğrenme Ağı

    'Kişisel öğrenme ağı' oluşturun. Okulunuzdaki diğer öğretmen ve öğrencileri  kişisel öğrenme ağınıza ekleyin. Sonra fikirleri paylaşın,  birbirinizi dinleyin, birbirinizi eleştirin, birbirinizi destekleyin, birlikte öğrenin.

  2. Sizden farklı düşünen insanlarla iletişim kurun.

    Her zaman sizin gibi düşünmeyen biriyle yakından çalışın. Onun bakış açılarını dinleyin. Kendi bakış açınızı onunla paylaşın. Birbirinize ters düşün. Kendi düşüncenizi savaşırcasına savunun.Uzlaşın uzlaşmayın ama tartışın. Fikirlerinizi korkmadan tartışın. Beyin fırtınası gibi.Bu tartışma sizin yeni bakış açıları kazanmanızı sağlayacak. birlikte öğrenin.

  3. TED konuşmalarını dinleyin.

    TED konuşmalarını sürekli dinleyin. TED’de nedir? TED Talks ( TED konuşmaları) bazı inanılmaz, ilham verici düşünürler,yazarlar,araştırmacılar arada ünlüler (Bill Gates gibi),burada sunum yaparlar. (Sunumların büyük çoğunluğunun Türkçe altyazısı mevcut.) Bu sunumların çoğu eğitim üzerine değil. Ama burada önemli olan bu sunumlardan yapacağınız çıkarımlar ve bunları Eğitim ve bakış açınızı genişletmek için kullanabilmek. .Eğitim fikirleri uygulamak nasıl mümkün olabilir düşünün.

  4. Küresel bağlantılarda bulunun.

    Diğer insanlar, diğer okullar, diğer kültürler hakkında bilgi edinin. Onlarla internet üzerinden bağlantı kurun. Önce siz iyi birer öğrenci/öğrenen olun. Sonra da bu küresel bağlantılarınızla öğrencileriniz tanıştırın. Onların farklı kültürlerle tanışmasına yardımcı olun.

  5. Twitter’a üye olun.

    (Bilmiyorsanız) başlamanıza yardım edecek birini bulun. (Mesela : http://kubrakose.blogspot.com/2011/08/twitterla-yeni-tansanlar-icin.html ) Sadece insanları değil, konuları da takip edin. Katılın. Yardım isteyin ve yardım edin. Sabırlı olun, online bir ağ oluşturmak için zaman alır. Kısaca aktif olun.

  6. Kendi fırsatlarınızı oluşturun.

    Risk alın. Online konferanslara katılın. Yeni fikirleri keşfedin. Yeni araçlar ile deneyin. Okulda yeni bir şey başlatın. İş tanımı olmayan bir şey yapın.

  7. Blogları takip edin

    Size ilginç gelen eğitim üzerine yazılmış blogları takip edebilmek için RSS takipçisi kurun. (http://kubrakose.blogspot.com/2011/11/arases-rss-diye-bir-sey-varms.html) Ya da email ile takipçi olun. Öneriler alın. Okuduğunuz yazılara yorum bırakın ya da konuşmalara siz de katılın.

  8. Kendi blogunuzu yazın

    Cidden, herkes bunu yapabilir. Düşüncelerinizi, fikirlerinizi paylaşabileceğiniz en iyi ortamlardan birisi blog. Siz başka bloglara yorum bırakacaksınız onlar size. Yukarıda söylediğimiz gibi farklı fikirler çıkacak, yazılarınıza yorum bırakacak. Sadece okuyucular değil, bu süreçte siz de öğreneceksiniz.

  9. IB okullarından birinde çalışın

    IB okulları ile ilgili bilgi: http://www.dogakoleji.com/ibhighschool/Detail.asp?PageID=76

    Türkiye’deki IB okulları : http://www.ibo.org/school/search/index.cfm?programmes=&country=TR&region=&find_schools=Find

  10. Öğrenme topluluklarının bir parçası olun.

    Öğrencilerden öğrenin, diğer öğretmenlerden öğrenin, internet üzerindeki diğer eğitimcilerden öğrenin. Sonuçta öğrenmeye açık olun.

Bu maddelere başka maddeler eklenebilir. Kendi maddelerinizi de sizler bu yazının altına yorum bırakarak ekleyebilirsiniz.

Sonuç olarak bir eğitimciyseniz, kendinizi geliştirmeniz şart. Yoksa verdiğiniz eğitim verimli olmuyor. Eğitim = Gelecek formülünde verimsiz bir eğitmenseniz, denklemin bir tarafını 0 ile çarpmış oluyorsunuz.

Eğitim = Gelecek

Kendini Geliştirmeyen Öğretmen * Eğitim = Gelecek

Kendini Geliştirmeyen Öğretmen = 0

0 * Eğitim = Gelecek

0 = Gelecek

Not: Çeviri hataları için kusura bakmayın.Zaten tam çeviri yapmadım, Bazı bölümlerinde eklemeler,çıkarmalar değiştirmeler olabilir.

3 Kasım 2011 Perşembe

ARASES : RSS diye Bir şey varmış...

Ben zamanında üniversiteyken (sanki üzerinden çok zaman geçmiş gibi) bir etkinlik düzenlemiştik. O etkinlikteki konuşmacı hocamız “RSS kullanan kaç kişi var” diye sormuştu. tabi tüm salon bunu “arases” olarak anlamış. Eski bloguma bu konuda bir şeyler yazmıştım. O blogtaki güzel ya da gerekli yazıları buraya taşıyorum. Blog ve hesap kalabalığı aradığımı bulmayı zorlaştırıyor.

3 Ağustos 2008 Pazar

RSS diye bir şey varmış. Hiç kullandınız mı?

Haber, teknoloji ve internet sitelerinin bir çoğunda email aboneliği ile haftalık, aylık günlük bültenleri email adresinize gönderiyorlar. Bende her girdiğim ve içeriği güzel olan siteye email adresimi yazmıştım. Sonuç: 1 hafta internete girmediğimde gelen kutusunda en az 100 mail olduğunu gördüm. Tabi bir süre sonra bu insanı bunaltıyor.

Bende bugün bir de RSS aboneliğini deneyeyim dedim ve RSS in daha düzenli olduğunu fark ettim.

Wikipedi'den RSS hakkında bilgi;

RSS, genellikle haber sağlayıcıları, bloglar ve podcastler tarafından kullanılan, yeni eklenen içeriğin kolaylıkla takip edilmesini sağlayan özel bir XML dosya formatıdır. Kullandığı dosya biçimleri .rss ve .xml'dir.
RSS kısaltmasının açılımı ve zaman içinde gelişimi şöyledir:
Rich Site Summary (RSS 0.91)
RDF Site Summary (RSS 0.9 and 1.0)
Really Simple Syndication (RSS 2.0.0)

İnternet kullanıcısı RSS teknolojisi ile düzenli olarak içerik sunan sitelere abone olabilir ve çeşitli RSS istemcileri sayesinde içeriği takip edebilir. Site yöneticisi veya sahibi bu hizmeti sunmak için bir takım teknik düzenlemeler yapmalı ve uygun formatta XML'i RSS istemcisi talep ettiğinde göndermelidir.

RSS sayesinde Araç Çubuğundan Vikipedi ve Ekşi Sözlük gibi sitelerdeki son değişiklikler görülebilir.

RSS olarak sunulan içerik web sitesinde sunulan içeriğin tamamını, özetini veya sadece başlığını içerebilir.

Ben RSS akışlarını takip edebilmek için Google Reader kullanıyorum. Google Reader’da yeni görünüme geçti bugünlerde. Google+ görünümüyle daha bir modern ve güzel.

Daha sonraki yazılarda neden RSS’den bahsettiğimi anlayacaksınız.

RSS ile yazıp kendi RSS bağlantımı yazmasam olmaz değil mi? http://feeds.feedburner.com/TeknolojiyeKzBak

Bilişimli Günler…

30 Ekim 2011 Pazar

SOSYAL AĞLARIN EĞİTİME ETKİSİ

Bilimsel Araştırma Yöntemleri dersi alırken ders kapsamında küçük çaplı bir makale / tez / araştırma yazmamız istenmişti. Bunu yazmamızdaki amaç ders içerisinde öğrendiklerimizi örnek olarak uygulayabiliyor muyuz onu görmekti. Aşağıda bu örnek makale / tez / araştırma yazımı bulabilirsiniz. Yazılan her şey hayal ürünü ama neden uygulanmasın? Böyle bir uygulama yapılsa öğrencilerin internetti daha verimli kullanacağını, İnternetin oyun dışında başka anlamlara da geleceğini düşünüyorum.

SOSYAL AĞLARIN EĞİTİME ETKİSİ

  1. GİRİŞ
    İnsan sosyal bir varlıktır. Bu nedenle iletişim insanlar için bir ihtiyaçtır. İnternetin yaygınlaşması ve web 2.0’ın çıkışı ile bu iletişim ihtiyacı sosyal ağlar sayesinde daha da yaygınlaşmıştır. Bu araştırma da, öğretmen-öğrenci iletişimini sosyal ağlar üzerinden arttırarak eğitim kalitesinin değişikliği üzerine yapılmıştır.

  2. Amaç
    Bu araştırmada sosyal ağların eğitime etkisi incelenmektedir.
    • Öğrenciler okul dışında öğretmen ile iletişim kurabiliyor mı?
    • Öğrenci ve öğretmenlerin sosyal ağ kullanma durumu nedir?
    • Öğretmen öğretimlerinde hangi teknolojik donanımları kullanıyorlar?

  3. Literature (Kaynak)
    Bu araştırma eğitim kalitesini ve öğrencilerin başarı düzeylerinin daha iyi duruma getirilebilmesinde teknolojinin ve sosyal ağların önemini araştırmak için yapılmaktadır. Araştırma sürecinde “Intel Öğretmen Programı” kapsamında düzenlenen “Eğitimde Teknoloji Kullanımı Yarışması” sonuçları incelenmiştir.
  4. Metodoloji
    Sosyal ağların eğitime etkisi araştırılırken kullanılan yöntemler; Nedensel – Karşılaştırma (causal – comparative) ve Tarama (Survey) araştırmasıdır. Nedensel – Karşılaştırma araştırma yönteminin seçilmesinin sebebi; iki aynı düzeydeki sınıfın örneklem seçilerek başarı durumlarının karşılaştırılmak istenmesidir. Tarama araştırmasının seçilmesinin sebebi ise araştırma yapılan konuya benzer durumları uygulamış olan öğretmenler ile görüşülerek ve anket teknikleri ile öğretmenlerden veri toplanmasıdır.

    Öğrenci ve öğretmenler;
    • Ders saatleri dışında iletişim kurabiliyorlar mı?
    • Günlük ortalama internet kullanma oranları nedir?
    • Hangi sosyal ağları kullanmaktadır?/daha öne hiç sosyal ağ kullanmışlar mı?
    • Sosyal ağ kullanıyorlarsa; günlük ortalama kaç saat kullanıyorlar?
    • Kullanılan sosyal ağlar hangi amaçlarla kullanılıyor?

    Öğretmenler;
    • Kullandıkları Öğretim materyalleri arasında teknolojik donanımları ve eğitim yazılımları
    • kullanıyorlar mı? / Kullanıyorlarsa hangi donanım ve yazılımları kullanıyorlar?
    • Kullandıkları teknolojinin eğitim kalitesine katkısı olduğunu düşünüyorlar mı?
    • Kullandıkları teknolojilerin öğrencilerin öğrenmesini kolaylaştırdı mı?

    Öğrenciler;
    • Derslerinde teknoloji kullanılmasında daha iyi öğrenebildiklerini düşünüyorlar mı?
    • Kendilerine ait bilgisayar ve interneti var mı?
    • Okul dışında bilgisayar kullanabiliyorlar mı?
    • Okul dışında bilgisayar kullandıkları ortam, (internet üzerinden) eğitime elverişli bir ortam mı?

    Veri toplama araçları olarak, yukarıdaki sorular doğrultusunda anket, birebir görüşme, gözlem kullanılmıştır.

    Veri toplanmasında ilk olarak; öğrencilerin internet kafeye gitme yaşı göz önünde bulundurularak ortaöğretim kademesi birinci sınıf düzeyinde aynı okulda bulunan aynı öğretmenden ders alan iki şube seçilmiştir. Seçilen okul bir Fen lisesi olması ve (öğretmenlerden gelen geri bildirimler sonucunda) öğrenci kitlesinin sayısal derslerde zorlanmadığı fakat sözel derslerde istenilen düzeye ulaşamadıkları için Coğrafya dersi seçilmiştir. Okulun Coğrafya Öğretmeni ile görüşülerek 9-A şubesinde öğretmen;

    • Kendi dersi ile ilgili bilgilerin yayınlandığı bir blog açmıştır.
    • Öğrencilerinin üyesi olduğu bir Facebook hayran sayfası açmış ve bu sayfayı (isteyen öğrencilerin Twitter ile takip edebilmesi için) Twitter hesabı ile ilişkilendirmiştir.
    • Öğretmenin dersi ile ilgili fotoğrafları yayınladığı bir Flicker hesabı açılmış ve anlattığı konu ile ilgili resimleri buradan yayınlaması istenmiştir.
    • Bu hesapların tek bir yerden takip edilebilmesi için Tüm sosyal ağlar Friendfeed’e bağlanmış, isteyen öğrencilerin bunları RSS ile takip edebilmeleri sağlanmıştır.

    Öğrencilerin öğretmen ile iletişimleri sağlandıktan sonra, öğrencilerin kendi arasında iletişim sağlayabilmeleri için;

    • Sadece o öğrencilere yönelik bir forum sitesi kurulmuş ve buradan öğrencilerin bir birleri ile iletişimleri sağlanmaya çalışılmıştır.
    • Öğretmenin belirlediği ve sınıfta daha önceden duyurduğu saatlerde MSN ya da Google Talk gibi çevrimiçi anlık yazışma sistemleri kullanılarak haftada 3 gün öğrenci ve öğretmenin çevrimiçi bilgi alış verişi yapmaları sağlanmıştır.

    9-A sınıfında ders saati içerisinde öğretmen sınıf içi öğretim araç ve gereçlerini kullanarak dersi anlatmış, ders ile ilgili öğrenek çok sayıda çoklu ortam içeriğini ders saatleri dışında yukarıda saydığımız sosyal ağlarda paylaşmış, ve yine sosyal ağlar üzerinden yorum soruları yöneltmiştir. Ders esnasında zaman yettiği sürece sosyal ağlar üzerinde paylaşılan bilgilerden öğrencilerin takıldıkları noktalar varsa bunları yüz yüze iletişim ile öğrencilere anlatmıştır.

    9-B sınıfında ise sadece sınıf için öğretim teknikleri ve projeksiyon, bilgisayar, haritalar, vb. aletler kullanarak, eğitim yapması gözlenmiştir. 9-B sınıfın da öğretmen dersini haritalar ile destekleyerek anlatmış, ders arasında konu ile ilgili ders konusu ile sınıf yönetimi gereği zaman yönetimini ayarlamaya çalışarak az sayıda çeşitli örnek resimler göstermiş ve bazı yorum soruları sormuştur. Ders sonunda bir sonraki derste işlenecek konuyu söylemiş ve bir sonraki derse kadar öğrenci ile herhangi bir şekilde iletişime geçmemiştir.

    Araştırmacı; bu iki sınıfta da herhangi bir müdahale yapmadan, 9-A sınıfının internet ortamındaki paylaşımlarını ve sınıf içerisindeki derse katılım durumunu, derse gelmeden önceki hazırbulunuşluk düzeyini, 9-B sınıfı ile karşılaştırmıştır.

    Bir eğitim öğretim dönemi sonunda öğretmen iki şubeyi de aynı zaman diliminde ve aynı soruları yönelterek, %50 çoktan seçmeli, % 50 açık uçlu sorulardan oluşan bir sınav yapmıştır.

    Burada iki şubenin derse katılım durumları, dönem sonu sınavlarının istatistikleri, örneklem seçilen okullarda yapılan anketler, veri olarak kullanılmış ve bunları analizi yapılmıştır.

    Milli Eğitim Bakanlığı Intel işbirliği ile 2003 yılından bu yana yürütülen Intel Öğretmen Programı kapsamında düzenlenen “Eğitimde Teknoloji Kullanımı Yarışması”, katılımcı ve sonuçları da veri olarak kullanılmıştır. Program kapsamında eğitim ve sertifika almış öğretmenlerin öğrencileriyle birlikte bilişim teknolojilerini kullanarak gerçekleştirdikleri başarılı projelerin örnek olmasını, eğitimde teknoloji kullanımının teşvik edilmesini ve yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla düzenlenen yarışmaya Türkiye genelinde 55 ilden 500’e yakın proje katıldı.(1)
  5. Sonuçlar
    Araştırma sonucunda yapılan anketlerde; öğrencilerin ve öğretmenlerin (yaşadıkları bölgede maddi olarak orta düzeyde bulunan bir bölge olduğundan dolayı) internet erişimde sorun yaşamadıkları, sorun olan bölgelerde okulların öğrencilere internet kullanımı için laboratuvarlarını açtığı gözlemlenmiştir. Öğrenci ve öğretmenler Eğitimde teknoloji kullanılarak eğitim kalitesi ve başarının artacağını düşünmektedirler.

    Intel öğretmen programı kapsamında düzenlenen yarışmada ise; yarışma sürecinde teknoloji kullanan (bu yarışmada büyük oranda sosyal ağlar kullanıldığı gözlenmiştir) öğretmenler öğrencilerin başarı düzeylerinin arttığını belirtmişlerdir.

    Fen lisesinde yapılan gözlem sonucunda ise sosyal ağları kullanan 9-A şubesi sosyal ağlar kullanmadan önce ve 9-B sınıfına göre daha yüksek sınav sonucu ortalamasına sahip olduğu gözlenmiştir. Öğrenciler sosyal ağlar sayesinde daha kolay öğrenebildiklerini belirtmişlerdir.
  6. Değerlendirme
    Araştırma sosyal ağların eğitimde kullanılmasının eğitim kalitesi ve öğrenci başarısını arttırdığı ve öğrencilerden gelen geri bildirim sonucunda; öğrencilerin internet kullanmadaki verimliliklerini arttırdığı gözlemlenmiştir. Bunlara rağmen yine de öğrencilerin internet ve bilgisayar kullanımlarında belirli bir sınırlama olmalıdır. Ayrıca öğrencilerin fiziksel gelişimleri göz önünde bulundurularak, bilgisayar kullanımı ve fiziksel sonuçları hakkında da öğrencilere bilgi verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
  7. Kaynaklar
    (1) (http://www.digitalage.com.tr/Haber/ogretmenlerden-teknoloji-yarisina-buyukilgi/254972e6-cd19-41fc-a3e2-64a5ba4cd5d5.aspx)
Örnek araştırmam böyleydi. Eğitimde Bilişim Teknolojilerinin kullanılması hakkında genel olarak böyle bir sonuç alınacağını düşünüyorum. Basit bir düşünce. Basit bir araştırma örneği.
Bilişimli Günler…

Kırmızı Başlıklı Kız İnternette

Küçükken çocuklara yabancılarla konuşmaması ya da onlardan bir şey almaması gerektiğini öğretiriz. Ve bunu bir örnek olayla desteklememiz gerekir. İlk örnek hikayemiz tabii ki Kırmızı Başlıklı Kız.
Günümüzde Teknoloji gibi hem yararlı hem de kendimizi korumamız gereken bir devle karşı karşıyayız. İnternette çocuklarımızın güvenliğini hiç düşündük mü? Kötü kurtlarla tanışırsalar ya?

Bilişim Güvenliği konusunda veliler ve öğretmenler olarak yapmamız gereken çok fazla şey var.
Bilişim teknolojileri dersleri İlköğretim 1.kademe kaldırıldığı, 2. kademe de seçmeli hale geldiği için biz öğrencileri yeteri kadar bilgilendiremiyoruz. Siz bir büyük olarak lütfen buradaki uyarılarımızı dikkate alınız.
  1. Öncelikli olarak çocuklarımızın hangi sitelere girip çıktığını bilelim.
  2. Çocuklarla anlaşma/sözleşme imzalayalım. Bu sözleşmede günde/haftada kaç saat internet kullanabilecekleri konusunda anlaşalım.
  3. Bu imzaladığımız anlaşmanın bir kopyasını bilgisayarın yakınlarında görülebilecek bir yere asalım.
  4. 13 yaşından küçük de olsalar Facebook’a üye oluyorlar. Facebook’daki gizlilik ayarlarını doğru yaptıklarından, profillerinin sadece arkadaşlarına açık olduğundan emin olalım.
  5. Facebook,Twitter gibi sosyal ağlara üye iseler hangi bilgileri sosyal medya siteleri üzerinde paylaşabilecekleri konusunda bilgilendirelim.
  6. İnternette yabancılarla konuşmamaları gerektiğini de imzaladığımız sözleşmeye ekleyelim.
  7. Eğer internette birisi çocuğu rahatsız ederse, öncelikle ailesine ya da öğretmenlerine bilgi vermesini söyleyiniz. Ailesine durumu haber vermeden engellememesini önemle sözleşmenizde belirtiniz.

  8. İnternette karşılaşabileceği zararlar hakkında arkadaşça, ne yaparsa nasıl bir sonuç getirir şeklinde anlatarak çocuklarınızı bilgilendiriniz. Zorlama ya da kuralcı olmayın.
  9. İnternette kişisel bilgilere yer vermemelerini, her siteye güvenmemeleri gerektiğinden bahsediniz.
  10. Şifrelerini arkadaşları dahi olsa kimseyle paylaşmamalarını söyleyiniz. Sadece aileler şifreleri bilmeliler.
Bilişim Güvenliği, internette güvenlik çok önemli bir konudur. Çocuklarımızı nasıl sokaktaki kötü kurttan korunması için bilgi veriyorsak, aynı şekilde evimizdeki sanal dünyada karşılaşabileceği kötü kurtlardan da korumalıyız.
Ama şunu unutmayalım ki; bilgisayar ve internet zararlı değildir. Nasıl çocuklar kütüphaneye okula gidiyorsa, ev dışındaki dünyanın yararları kadar zararları da varsa. İnternet evdeki kütüphanemiz, iletişimimiz, ödevlerimiz, derslerimiz, ve daha aklınıza gelen kendimizi geliştirebileceğimiz her alan…
Çocuklarımıza Doğru İnternet Kullanımı’nı öğretmeliyiz. Biz, okulda Bilişim Teknolojileri dersleri olmadığı için öğretemiyoruz. Lütfen siz öğretiniz.

23 Ekim 2011 Pazar

22 ekim Bilişim Teknolojileri öğretmenleri eylemi

22 Ekim Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri eylemi

22 Ekim 2011 Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Eylemi
Bilişim Teknolojileri öğretmenleri sorunlarını burada yazmıştım. Bu kez zümremiz toplandı ve Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir eylem düzenlediler. Umarım Uygun bir düzenleme olur da, tekrar böyle durumlara gerek kalmaz.
Bunun yanında BilgisayarBilisim.Net üzerinde Bilişim Teknolojileri öğretmenleri derneği kurma çalışmaları var.

Bilgisayar Öğretmenlerinin Bilgisayarbilisim.net’te başlattıkları, dernek kurma çalışmalarından haberiniz var mı?

Geçenlerde Okan Bayülgen Muhabbet kralı programında atanamayan öğretmenleri konuk etti. Programa #bilisimdegelecekvar tagı ile bizde bilişim teknolojileri öğretmenlerinin sorunlarını gönderdik ve programda okundu.
http://tvarsivi.com/player.php?y=22&z=2011-10-21%2001:08:00 adresinde o bölümü izleyebilirsiniz.
Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri haberlerinden bu yazılık bu kadar. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle mutlu kalın…

1 Eylül 2011 Perşembe

Bilişim Teknolojileri Dersi ve Öğretmenleri Hakkında Yanlış Bilinenler

Bilişim Teknolojileri öğretmeni olarak (henüz atanamadım) söylemek istediklerimin tümüdür;

Bu yazıyı yazmama sebep olanlar;

  1. Bilişim teknolojileri dersinin seçmeli yapılması ve saatlerinin düşürülmesi
  2. İlköğretim 1.kademede Bilişim Teknolojileri dersine, bilişim teknolojileri öğretmenleri yerine sınıf öğretmenlerinin girmesi
  3. 2010 dahil ve sonrasında bilişim teknolojileri öğretmeni alımlarının azaltılması
  4. Fatih projesinde bilişim teknolojileri öğretmenlerinin durumunun belirlenmemesi
  5. http://www.abbasguclu.com.tr/egitim/tablete_karsi_cikanlara_da_o_karsi_cikti.html linkindeki yazının “6.- İnşallah artık Bilgi Teknolojileri Öğretmenleri Kadrolarını da arttırırsınız :Cehaletin daniskası denir buna. Tablet kullanmak içim bilgisayar bilmeye luzum yoktur.Herhangibir öğretmen veya veli 10 dakikada öğretir. Ben 5 yaşındaki torunuma 15 dakikada öğrettim.” bölümü.

Öncelikle;

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü mezunuyum. Eğitim Fakültesinde 4 yıllık lisans eğitimimi tamamladım. Aldığım bu eğitim süresince en çok eğitsel yazılım geliştirme, eğitsel içerik nasıl hazırlanır, bilgisayar destekli öğretim nedir, nasıl hazırlanır, hazırlanırken dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir, uzaktan eğitim, web tabanlı bilgisayar destekli eğitim, paket programlarla bilgisayar destekli eğitim, bilgisayar destekli öğretimin faydaları zararları nelerdir vb. konularda eğitim aldım. Aldığım eğitimin içeriği format atmak, ya da okulda teknik servis görevi görmek, bilgisayar kullanması nasıl öğretilir gibi konular üzerinde değildi.

Bu konuyu açıklığa kavuşturduğumuza göre bir de şu konuyu açıklığa kavuşturalım;

Biz bilişim teknolojileri öğretmeni olmanın yanı sıra “EĞİTİM TEKNOLOGU”yuz. Yani Fatih projesinde üzerinde durulan derslerin etkileşimli olarak öğrenciye aktarılması kısmında etkileşimli olarak aktaracak olan yazılımları(programları) hazırlayacak nitelikli elemanlarız. Yani tek işimiz bilgisayar öğretmek ve tamir etmek değil.

Çok basit bir kaç sorum var bu noktada;

Tamam öğrencilerimiz kendi kendine ya da 10dk da bilgisayar kullanmayı öğrenebiliyorsa  PISA, ICT 2009 sonuçlarına göre neden OECD ülke ortalamalarının altındayız? (PISA ICT 2009 sonuçları ile ilgili ayrıntılı bilgi için : http://myozden.blogspot.com/2011/07/pisa-ict-2009-sonuclar-uzerine-gorusler.html adresine bakabilirsiniz)

Neden Öğretmenlerimizin neredeyse hepsi bilgisayar sertifikasına sahip olduğu halde hala bir yazılı sorusunu bilgisayarda hazırlama ve çıktı almayı gerçekleştiremiyor? Neden hala E-OKUL’a notları okulun bilişim teknolojileri öğretmenleri giriyor?

Fatih Projesi Bilgisayar destekli eğitim üzerine kurulduysa bu konunun uzmanları olan bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği mezunları proje dışında bırakılıyor? Okullardaki projenin takip ve yönetimini yapabilecek en nitelikli insanlar BÖTE mezunlarıyken neden kimse onları dinlemiyor?

Bir yetkili bu sorularıma cevap versin lütfen. Ben de neden atanamadığımı öğreneyim. Öğreneyim de bu stres sıkıntı bitsin geleceğimi göreyim. 4 yıl boyunca gelecek bilişimde diyerek okudum. Lütfen biri bu soruları cevaplasın.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Öğrenciler Teknoloji Seviyor ama “Doğru” Kullanıyorlar mı?

Öncelikle şu resmi inceleyerek başlayalım ve üzerinde biraz konuşalım.

Students Love Technology
Viya: OnlineEducation.net

Amerika'daki yüksek öğrenim kurumları veri tabanı OnlineEducation.net ‘in hazırladığı yukarıdaki posterdeki verileri inceleyeceğiz ve bizdeki kullanım alışkanlıkları ile karşılaştıracağız.

Bizim öğrencilerimizin de yüksek oranda bilgisayar kullandığını biliyoruz. Artık bilgisayara ulaşmak zor değil. Netbooklar olsun Notebooklar olsun masaüstü bilgisayarlar olsun, çok pahalı oyuncaklar değil.

Yani yukarıdaki posterde ilk yazan şeylerden birisi %98’i herhangi bir teknolojik alete sahip. Muhtemelen bizim öğrencilerimizde de büyük bir oran çıkacaktır. Ve bunlardan %38’i teknolojik cihazlardan 10dakikadan fazla uzak kalamıyorlar. Bizdeki durumda buna benzer çıkacaktır. Yolda yürürken bir bakın, çoğu gencin elinde telefon, facebook,twitter, msn vb. açıktır.

Öğrencilerin %27’si çantalarındaki olması en önemli şeyin laptopları olduğunu söylemiş. Bizim üniversite öğrencilerimizde böyledir durum. Her an metro,metrobüs, otobüs gibi yerlerde laptoplarını açıp hemen bir ağ kurup counter,pes oynamak ya da sosyal ağlarda sosyalleşmek için.

Araştırmadaki 4 öğrenciden 3’ü teknoloji olmadan ders çalışamazken; bizde teknoloji olmadan kopyala yapıştır ödev yapamayacakları için ders çalışamazlar.

Araştırmadaki 4 öğrenciden 1’i çalışmalarında podcast ve video gibi görsel materyaller kullanırken, bizde bu oranın çok çok düşük olacağını biliyorum. Çünkü ben bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği  okuduğum için aynı bölümdeki bölümdaşlarım (arkadaşlarım)’ın büyük bir çoğunluğu podcast ne demek bilmiyorlar. Ama youtube’da çok iyi video izleriz.

Araştırmadaki öğrencileri %91’i öğretmenlerinden extra yardım almak için email kullanırlarken; bizde bu konuda yarı yarıyadır diye tahmin ediyorum. Çünkü ya öğrenci hiç mail atmaz, ya da hoca cevaplamaz. Ya da öğrencilerin attığı mailler forward maillerden ibarettir.

Araştırmadaki öğrencilerin %8’i öğretmenleri ile iletişim kurmak için sosyal ağları kullanıyor. Bu oranı az buldum açıkçası. Bizde Facebook kullanım oranı çok yüksek. Ama bu ne kadar öğretmenden bilgi almak için kullanılıyor bu konuda yorum yapamıyorum henüz tam gözlemleyemedim. Ama genelde oyun istekleri gönderiyoruz.

Şu fotoğrafa bir bakalım.

himym424_1207

Bu fotoğraf How I Met Your Mother dizisinden. Öğrencilere dikkat edersek büyük çoğunluğunun önünde laptopları açık halde bulunuyor. Ve yukarıdaki araştırmayla eşleştirirsek notlarını dijital ortamda tutuyorlar.

Bizde ise durum şöyle oluyor; sınıfta derste laptopları açıyorsak, okulun kablosuz internetine bağlanıp ya torrent açıyoruz ya da oyun oynuyoruz ya da sosyal ağlarda dolaşıyoruz. Ders notları yazan kısım ile azdır ve nasıl olsa notları ondan alabiliriz.

Burada anlatmak istediğim şu; biz bilgisayarı sadece “OYUN” amaçlı kullanıyoruz. Biraz acımasız bir yazı olabilir. Ama Bilgisayar konusunda tüketici bir yapıya sahibiz. Bilgisayar kullanmayı öğreniyoruz ama tüketmek amaçlı üretmek amaçlı değil. Word’de dosya-düzen menülerini  (menü çubuğunu) öğretiyoruz. Bu yıl ücretli öğretmenlik yaparken, bu konuları anlatırken bende sıkıldım. Çocuklarda sıkıldı zaten. Çocuklara okul gazetesi yapacağız dedim. Ama sayfa tasarımı, bilgisayarda yazıların yazılması onlara ait olacaktı. 5-6 kişilik bir grupta 1 ayda gazete hazırlandı. 10-12 sayfa kadardı. Hazırlarken onlara neyin nasıl yapıldığını gösterdim ve gerisini kendilerine bıraktım. Derste bahsettiklerimizin neden önemli olduğunu öğrendiler. Bence 1 yıl boyunca verdiğim dersler yerine en çok gazete hazırlarken bir şeyler öğrendiler.

İnternette tüketiciliğe gelelim. Kız kulesinin karşısındaki o güzel manzarada otururken yaptığımız ilk iş telefonumuzu çıkarıp facebook açmak oluyor. Manzara kimin umurunda? Okulda ilk işimiz oyun ya da sosyal ağlatı açmak oluyor. Öğretmen ödev istese; internetten okumadan kopyala yapıştır yapılıyor ya da hazır ödev indirilip okumadan veriliyor. Yine öğretmenlik yaparken fark ettiğim bir durum; öğrenciler araştırma ödevlerini yaparken google’a yazıyorlar. Arama tuşuna tıklıyorlar. Tamam buraya kadar bir sorun yok. Sonra ilk linkteki her şey okumadan yazılıyor. İlk linkte Ekşi sözlük oluyor, öğrenci okumadan tüm sayfayı defterine geçiriyor. Peki bilgi doğru mu hayır? Ayşe, Fatma, Ali, neden böyle yapıyorsun okuyup doğru mu değil mi baksana? “Öğretmenim nasıl olsa öğretmende okumadan not verecek, ne kadar çok yazı olursa o kadar iyi”.

Konu neydi? “Öğrenciler teknolojiyi seviyor”. Hayır. Öğrenciler teknolojiyi tüketmeyi seviyor. Biz onlara tüketmeyi daha iyi nasıl tüketileceğini öğretiyoruz. Biz bilgisayar bilimleri üzerinde üretebilecekleri şeyleri öğretmiyoruz. Son yıllarda ise öğretmemekle kalmayıp, Bilgisayar derslerini de kaldırıyoruz. Bilgisayar bilimlerinden Tasarım, Yazılım, Donanım, Oyun geliştirme vb. yok değil mi? Bunları öğretmiyoruz. Nasıl tüketiriz öğretiyoruz. Hatta bunu da iyi öğretemiyoruz ki; öğrencilerimiz OECD ülke ortalamalarının altında.

Ben ilköğretimden örnekler verdim ama üniversitede hatta iş yaşamında bundan farklı örnekler de görmedim. Bilgisayarı  ve interneti kullanabileceğimiz o kadar mantıklı ve hayatımızı kolaylaştırıcı yönleri var ki, biz bunları göremiyoruz, kullanamıyoruz, kullanmıyoruz.

Unutmayalım aslında bilgisayar kullanmayı bilmiyoruz. Sadece daha havalı eşyalar oldukları için taşıyoruz. Daha havalı oldukları için ipad, dokunmatik cep bilgisayarı, iphone kullanıyoruz. Sadece ama sadece daha iyi oyunların çalıştırabilmek için yüksek donanımlı bilgisayarlar alıyoruz. Tüketiyoruz ama üretmek adına hiç bir şey yapmıyoruz. 

Umarım teknolojiyi hayatımızda daha yararlı hale geldiği ve öyle kullanıldığı günleri de görürüz.

Yazıma kaynak olan yazı : http://mashable.com/2011/08/10/students-technology-infographic/

Not: Yukarıdaki varsayımlarım tamamen gözlemlerime dayalıdır. Biraz sert çıkmış olabilirim. Sürç-i lisan ettiysek affola. Kimseyi eleştirmek değil amacım. Sadece teknolojiyi öğretmekten sorumlu kişilerden birisi olarak karşılaştığım sorunların sebepleridir bunlar.