Meslek Yüksekokulları Bilgisayar Programcılığı Programı derslerinden Yazılım Mimarileri için hazırlamış olduğum slaytlardan birisi daha ;
Bu slaytta bahsedilen konular;
- Nesne Tabanlı Programlama
- Nesne – Gerçek dünya ilişkisi
- Diyagramlara giriş
H. Kubra KOSE | Öğretim Görevlisi - Sinop Üniversitesi - YazılımDilleri.Net Yazarı
Dünyamız daha çok teknoloji odaklı hale geldikçe; artık çocuklarımıza bilgisayar kullanmasından çok, bilgisayarı, programları ve oynadıkları oyunları kendi kendilerine nasıl inşa edeceğini öğretmeliyiz...
Bilişim Teknolojileri öğretmeni olarak (henüz atanamadım) söylemek istediklerimin tümüdür...
Ders : Panorama
Yine bir merak üzerine yola çıktım...
Elimden geldiğince Paint.net ile cross-progressing yapmaya çalışacağım. Birlikte izleyelim bakalım nasıl bir sonuç çıkacak...
Meslek Yüksekokulları Bilgisayar Programcılığı Programı derslerinden Yazılım Mimarileri için hazırlamış olduğum slaytlardan birisi daha ;
Bu slaytta bahsedilen konular;
Bazı dahilerin hayatlarını okuyunca insan şaşır kalır. Şaşıracak bir çok nokta da var tabii ki. Benim en çok şaşkınlık duyduğum konu bu insanların çalışma süreleri, bu süreden hiç sıkılmayışları, alanlarındaki merakları. Paul Erdos’da ise en çok şaşkınlıkla baktığım nokta, sürekli gezerek, gittiği yerdeki araştırmacılarda yeni makaleler ortaya çıkarmış olması ve bunu da yaşam biçimi haline getirmiş olması.
Graf teorisi ve Algoritmaları dersinde hocamızın bahsetmesi (ve araştırmamız konusundaki yönlendirmesi ) üzerine ulaştığım kısa bilgiden çok hayatını okuyunca ilgimi çekti.;
Matematikçiler daha Erdös yaşarken “Erdös sayıs” kavramını geliştirdiler.
Erdös’le yayın yapan birinin Erdös sayısı1’dir.
Erdös’le yayın yapan biriyle yayın yapanın “Erdös sayısı” en fazla 2’dir.
Erdös’le yayın yapan biriyle yayın yapmış biriyle yayın yapmış birinin Erdös sayısı en fazla 3’tür ve bu böyle devam eder.
Kaynak: http://www.matematikdunyasi.org/arsiv/PDF/03_3_112_112_ENBUYUK.pdf
Dünya değiştikçe ve geliştikçe her bilim dalında olduğu gibi en önemli bilim dallerından birisi olan eğitimde sürekli bir gelişme içerisinde ilerliyor. Artık Gelenekçi yöntemler öğrencilerimize yeterli gelmiyor. Özellikle 1980lerden sonra doğan dijital yerliler, teknolojik bir dünyaya geldiklerinden dolayı, geleneksel yöntemler onlar için yeterli olmuyor. Bu konu ile ilgili olarak aşağıda geleneksel ödevler yerine neler yapılabilir ile ilgili bir tablo bulacaksınız.
| Geleneksel Ödevlere Alternatifler | |||
| Durum | Geleneksel Ödev | Bunu dene | Ne zaman ve Nerede |
| Sınıfta yeni bir materyal tanıttınız | Materyali hatırlatacak bir soru seti verirsiniz. | Sınıfa verilen ödevleri kontrol ederken, ödevlerin daha iyi bir yolunu bulmaları için öğrencilere soru sorun. Ödeviniz neye benziyor? Size neden bu ödev verildi? | Bu sınıf modelinde, öğrenciler bize fikirlerle geri dönecek. En iyi fikirleri sonraki ödev olarak kullanın. |
| Sınıfta konuyu tartışmadan önce, öğrencilerin bir makale okunmasını istiyorsunuz. | Öğrencilerin okuduğunu kanıtlayacak sorular sormalısınız. | Öğrenciler okuduktan sonra konuyla ilgili 2-3 soru yazmasını isteyiniz. | Makaleyi sınıfta tartışmadan önce öğrencilerin size soruları yazılı olarak vermesini veya email atmasını sağlayabilirsiniz. |
| Anahtar kavramların anlaşılmasını istiyorsunuz. (mevsim değişimi, matematiksel denklemler vb.) | Çalışma kâğıdını tamamlamalarını isteyebilirsiniz. | Sınıfta küçük gruplar halinde konuyu öğrencilerin seçtiği herhangi bir ortam kullanılarak gösteri tekniği ile sunmalarını isteyebilirsiniz.(drama, resim, yazı, oyunlar) | Bu sınıf içindeki hızlı aktivite, son değerlendirme değil ama konu anlaşıldıysa, tüm sınıf konuyu birlikte gözden geçirebilir. |
| Matematiksel işlem göstermek istiyorsunuz ve değişik durumlarda nasıl sonuç vereceğini görmelerini istiyorsunuz. | Öğrencilere bu işlemi içeren 10 adet problem ödev verebilirsiniz. | Küçük bir gruba sizin gerçek dünyada kullanılan problem örneklerinizden seçmesini isteyin, sonra çözsünler ve sınıf önünde çözümü sunsunlar. | Sınıfta, öğrencilere soruyu çözmelerinde koçluk (yol gösterme, yardımcı olma) yapabilirsiniz ve öğrenciler sunarken çıkan kafa karışıklıklarını çözebilirsiniz. |
| Öğrencilerden bilgileri ezberlemesini istiyorsunuz. ( önemli tarihi günleri, dilbilgisi kuralları, periyodik tablodaki elementleri v.b.) | Daha sonra soracağınız bir liste verirsiniz. | Her bir öğrenciye hatırlatıcı ipuçları (bellek destekleyiciler, çengel, askı sözcük, hafıza çivileri v.b.) (müzik, akrostiş, görsel ipucu, jest-mimik) sorun. Bu, öğrencilerin listedeki en az 1 elemanı öğretir. | Küçük bir grup içinde öğrencilerin kendi kendilerine sınıf içinde ve ya dışında uygulanabilir. |
| Geçen ay öğrencilerin neler öğrendiklerini hatırlamalarını istiyorsunuz. | Ünite sonunda gözden geçirmek için çalışma kâğıtları verebilirsiniz. | Öğrencilere, eski konular hakkında sık sık önemli kısımlardan quiz yapabilirsiniz. Quiz bittikten sonra soruları açıklayıp ve doğru cevapları vermelisiniz ama not ile değerlendirmemelisiniz. | Sınıfta, birkaç günde bir uygulayabilirsiniz. Bu öğrencilerin unuttuklarını hatırlatacaktır. |
NOT: Tablo tamamen çeviridir. Çeviri hataları yapmış olabilir. Bu noktalarda uyarı verirseniz gerekli düzenlemeleri yapabilirim.
Kaynak : http://www.educatorstechnology.com/2013/06/awesome-chart-for-teachers-alternatives.html
ICITS 2013 geçtiğimiz günlerde Erzurum Atatürk Üniversitesinde düzenlendi. Çok değerli katılımcıların olduğu sempozyuma bende çok katılmayı isterdim ama maalesef zaman uymadı. Bu yüzden bildiri özetlerini okuyarak araştırmalar hakkında bilgi edinmeye çalışıyorum. Bu yazımda okuduğum özetler içerisinde aklıma takılan bazı sorular ile ilgili inceleme yazmaya karar verdim. Özetlere bu linkten ulaşabilirsiniz.
Tablo incelendiğinde öğretmen adaylarının %61’i bir ders sunumu hazırlamada kendilerini orta düzeyde yeterli görürken, %22,8’i ise kendilerini çok miktarda yeterli gördüğünü belirtmiştir. Öğretmen adaylarının %12’lik az bir kısmı ise kendini bu konuda tam olarak yeterli görmemiştir.
Yukarıdaki alıntı bir branşın öğretmen adaylarının bilgisayar destekli ders sunumları hakkında görüşleri üzerine. Bu sonuca göre (tabii ki araştırmanın tamamını göremediğimiz için sonuç üzerinden tartışma yapmak istiyorum) kendilerini yeterli gören adaylar neye göre yeterli görüyor? Sadece powerpoint slaytlar hazırlamada mı? Yoksa bu ders sunumlarının içerisinde hazırlanmış animasyonlarda var mı?
Yapılan bir çok araştırmada Öğretmen adayları veya biraz daha genellersek insanlar kendilerini teknoloji üzerinde (veya bilgisayar destekli herhangi bir şey hazırlama da) yeterli olduklarını düşünüyorlar. Ama bu konular ile ilgili bir sınav yapsak, aynı sonuçların çıkacağını düşünmüyorum. Çünkü biz, ders sunumlarını hala sadece powerpoint sunumlarından ibaret görüyoruz. Bu powerpoint sunumları ise bol yazının olduğu, dikkat çekici öğelerin az olduğu, öğretmen ve öğretmen adaylarının büyük oranda sunumda yazanları okuyarak dersi sunduğu “bilgisayar destekli” sunumlar.
Bilgisyar Destekli Ders Sunumları dediğimizde bu konunun içine animasyonlar, konu ile alakalı videolar, simülasyonlar da giriyor. Kaç öğretmen adayı simülasyon, animasyon hazırlayabiliyor? Kaç öğretmen andoid telefonlar için eğitsel yazılım hazırlayabiliyor?
Teknolojiden anladığımız evren kısıtlı olmamalı. Daha iyi bilgisayar destekli materyaller hazırlanabilmeli ve özellike eğitimciler bunun farkında olmalı.
Not: Yazı basit bir tartışma örneğidir. Farklı bir amaç için yazılmamış ve ya hazırlanmamıştır.
Ayancık Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Teknolojileri Bölümü Bilgisayar Programcılığı Programı tanıtımı için hazırlamış olduğum videoyu paylaşmak istedim. Movie Maker ile basitçe hazırlandı. Movie Maker biraz daha geliştirilse çok daha iyi işler çıkabilir aslında. Microsoft yazılımlarına çok alışkın olduğumuz için bir Movie Maker kullanmak, bir After Effects kullanmak kadar zor değil. (Adobe programları ile pek aram yok. :) ) Ama pes etmiş değilim. After Effects’de öğrenmeye çalışıyorum. Konuyu uzatmadan hazırladığım videoyu hemen paylaşayım. :)
15-18 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Sinop İli Değerleri Sempozyumu’ndaydık. Ahmet Muhip Dıranas Uygulama Otelinde düzenlenen sempozyum, Karadeniz’in ve Sinop’un en güzel manzaraları ile sona erdi. Sempozyum, kurultay vb. tarzı etkinlikler insanların akademik çevresini genişletmesi açısından bence çok değerli.
“Sinop Üniversitesi’nin Uzaktan Eğitime Bakış Açısı ve Katkı Sağlama Düzeyi” konulu sözlü bildiri ile katıldığımız sempozyum, üniversite öğrencisi iken katıldığım oturumlar gibi deneyimlerime deneyim ekledi. Sempozyumların devamı dileğiyle :)
Meslek Yüksekokulları Bilgisayar Programcılığı Programı derslerinden Yazılım Mimarileri için hazırlamış olduğum slaytlardan birisi;
Bilgisayarda Programlama dersi için hazırlamış olduğum 2. hafta çalışma kağıdıdır.
Kaynaklar;
C# Çalışma Kağıdı Hafta 2 by Kubra Kose
(Çizimler Office Visio 2010 ile çizildi)
ASP.NET yeni başlayanlar için içinde çeşitli temel kontrollerin kullanıldığı, bir kullanıcı kayıt formu örneği ile başladık. Sonuç ekranı yukarıdaki gibi olmakla beraber, tek sayfalık sitemiz, kullanıcıdan aldığı bilgileri Label ile alt tarafa yazdırıyor.
Uygulama sonrası verdiğim çalışma kağıdı;
ASP.NET - Hafta 1 - Çalışma Kağıdı by Kubra Kose
Bilgisayarda Programlama dersi için hazırlamış olduğum ilk hafta çalışma kağıdıdır.
Uygulama örnekleri özellikle programlama öğrenirken zorlanan öğrenciler için biraz daha temelden alınarak hazırladım. (Çok basit olmuş diye eleştri alacağımı düşünüyorum) Ayrıca örneklerde bilgisayarbilisim.net’ten aldığım bazı örneklerde bulunuyor. Burdan oradaki hocalarımıza da teşekkür ederim.
C# Hafta 1 Calisma Kagidi by Kubra Kose
Visual Studio 2010 ile gün geçtikte yeni sorularla karşılaşıyorum. Bugün ki sorunumuz ise, Visual Studio 2010 kurduk. Menülerde bir problem var. açılması gereken yerde açılmıyor. Proje üzerinde çeşitli işlemler yapıyoruz sayfaya yansımıyor. Visual Studio’yu tam ekran-simgedurumu küçült büyüt yapınca, yaptığımız değişiklikler gözüküyor. çok sinir bozucu bir durum. Visual Studio üzerindeki düğmeler pasif gözüküyor üzerine tıklayınca yanındaki düşmenin işlevini yerine getiriyor falan. Kısaca kullanıcı arayüzünde bariz bir sorun var. Programın arkaplan çalışmasında ise herhangi bir sorun yok. Bizi bir süre süründüren bu sorunun sebebi ve çözümü ise şu şekilde;
Sebebi (sanırım); Bu linkte bahsedilen gibi WPF’in grafik ile ilgili sorunları var.
Grafik kartı güncellemesi, BIOS güncellemesi, .Net Framework’un en son güncellemelerini yüklemek gibi çözüm önerileri var. (Donanımla aram pek iyi olmadığından bu çözümleri denemedim. Sadece .Net Framework ile ilgili kısmı yaptık ama çözülmedi.)
Kullandığım Çözümü: Visual Studio’nun görsel deneyim (visual experience) özelliklerini kapatmak.
Şöyle yapıyoruz;
Tools –> Options –> Environment –> General-> Visual Experince bölümündeki tikleri kaldırdık.
Şu anda sorun çözüldü.
Kaynak : http://thecodersperspective.posterous.com/how-to-fix-visual-studio-2010-user-interface
Sorunun çıktığı bilgisayar yazılım özellikleri:
Bilişimli Günler :)
Sanitizer provider is not configured in the web.config file. If you are using the HtmlEditorExtender with a public website then please configure a Sanitizer provider. Otherwise, set the EnableSanitization property to false.
<form id="form1" runat="server"> <div> <ajaxToolkit:ToolkitScriptManager ID="ToolkitScriptManager1" runat="server"> </ajaxToolkit:ToolkitScriptManager> <asp:TextBox ID="txtEditor" runat="server" Columns="70" Rows="10" TextMode="MultiLine"></asp:TextBox> <br /> <ajaxToolkit:HtmlEditorExtender ID="txtEditor_HtmlEditorExtender" runat="server" Enabled="True" TargetControlID="txtEditor" EnableSanitization="False"> </ajaxToolkit:HtmlEditorExtender> <asp:Button ID="btnGonder" runat="server" Text="Gonder" /> <br /> <br /> <asp:Label ID="lblSonuc" runat="server"></asp:Label> </div> </form>
protected void btnGonder_Click(object sender, EventArgs e) { lblSonuc.Text = txtEditor.Text; }
Yapay Zeka ders notları 2. dönem için olanı daha önce yayınlamıştım. O dosyada bir kısmını kendi hazırlamışlığım vardı. Bu dosya ise hocamızın derste kullandığı slaytlar ve ara ara alınmış küçük notlar var. Çalışmak için bol boşluklar bırakmıştım, üzerine kendi notlarımızı alabilmek için.
Üniversite tercih dönemi başından geçenler çok iyi bilirler. Öncelik her zaman büyük şehirlerden yanadır. Büyük şehir, Büyük Üniversite, Köklü Üniversite… Büyük şehirlerin sosyal imkanlarının yanı sıra iş imkanlarının çok daha fazla olması ise ayrı bir artı. Özellikle İstanbul’a üniversiteye gidenleri geri memleketlerine dönebildiklerini hiç görmedim. Staj dönemlerinde bir şirkette staj yapıp, sonra bulundukları yerde kalıyorlar ve ya orayı referans göstererek başka bir şirkette işe giriyorlar.
Bizim deyişimizle Anadolu Üniversiteleri (İstanbul –Ankara – İzmir dışındaki şehirlerdeki üniversiteler)’nin öğrencilerinin ise bu şansları çok az oluyor. Ya büyük şehirde bir akrabası, tanıdığı olacak, bu şekilde staj yapacak. Ama yetenekli ve imkanları yoksa, özellikle bilişim öğrencileri, bulunduğu şehirdeki küçük işletmelerde ya da alanı dışında staj yapacak, ve mezuniyetinde bu yönde devam edecek.
Şu anda yeni açılan üniversitelerden Sinop Üniversitesi’nde olmam sebebiyle, öğrencileri ve durumu gözlemlemem daha kolay. Artı kendi lisans dönemimde de bu farklılığı azaltabilmek için çok çabaladım. Önemli olan bulunduğunuz şehir ve ya okuduğunuz üniversite değil, sizin ilgi ve yetenekleriniz olmalı.
Bu konuda 2 taraflı bir sorumluluk var.
Öğrencinin sorumluluğunda ilgi ve yeteneğini doğru kullanmak ve yönlendirmek var. Üniversite başladıysa artık hayatını büyük oranda yönlendirmiş demektir. Bilişim Sektörünü seçtiyse, kendini geliştirmeye açık olması gerekir. Çünkü 3-4 ayda bir yeni ve üst model bir bilgisayarın çıktığı, 2 yılda bir yeni işletim sistemi (Windows Vista [2007] – Windows 7 [2009], Windows 8 [2012] ) paket programların yeni sürümleri (Adobe CS 3- CS 4-CS 5-CS 6 gibi), programlama dillerinin gelişmiş sürümlerinin çıktığı bir dönemdeyiz. Teknolojiye yetişmek lazım.
Özel sektörün ( işverenlerin) sorumluluğunda ise yetenekleri kullanmak ve önlerini açmak var. Bilişim eğitimi tamamen özel sektör ile bağlı bir eğitim branşı. Sebebi ise öğretmeye çalıştığımız programları özel sektörün yayınlıyor olması.
Anadolu Üniversitelerindeki öğrencilerimizin okulda öğrendiklerinin sektörde nasıl kullanacaklarını tam anlamıyla yaşayamadıklarınız görebiliyoruz. Büyük balık diye bir söz var ya, büyük açıyı, büyük balığı öğrencilerin görme imkanları burada daha kısıtlı. Bir de çok hevesli öğrenciler var, bu öğrencileri kaybetmeden bilgileri üzerine çalışabilecekleri yerde çalışmaları daha doğru. Hocalar iş hayatını az buçuk öğrenmeleri amacıyla projeler veriyorlar ama projeleri büyük çaplı göremeyince hedeflenen düzeydeki amacımıza ulaşamıyoruz. Mezun olduktan sonra muhasebe bölümlerinde çalışan bilgisayar programcılığı mezunları var. Bunun yerine kendi sektörlerini tanımalarını ve orada iş yapabileceklerini göstermek onlarında ilgisi arttıracaktır.. Sinop’ta bilişim teknolojilerine yönelik iş ve staj imkanları büyük şehirdeki ile kıyaslanamaz bile.
Bu sebeple, uzaktan çalışabilecekleri ve ya yaz stajı dönemlerinde kendi sektörlerinde çalışabilecekleri Melek İşverenlere ihtiyaç var.
Ya da ben böyle düşünüyorum. Bir eğitimci olarak amacımız öğrencilerimizi daha iyi yetiştirmek değil mi?
Bu konudaki yorum ve düşüncelerinizi yazarsanız sevinirim, hatalı, yanlış, eksik ve ya fazla olan kısımları da belirtirseniz sevinirim. :)
Bilişimli Günler!
Yeni bir aşk yeni bir iş
![]()
Yine gülecek bir neden lazım
Yeni bir haber yeni bir kader
Bunlar için bana şans lazım
Yeni bir duruş yeni dokunuş
Tek tek keşfetmem lazım
Yeni bir hayat gerisi bayat
Kendime yeni bir ben lazım
Uzun bir aradan sonra Sertap Erener – Kendime yeni bir ben lazım ile giriş yapalım. 2 yıl süren KPSS maratonu ve ücretli öğretmenlik serüvenim son bulmuş ve bu süreç yine bana çok deneyim ve bilgi kazandırmış bulunmaktadır. KPSS yanında boş geçmediğim ALES sonucunda aldığım puan kendini hatırlattı ve Yeni bir iş kısmında etkili oldu. Sonuçta şu anda Sinop Üniversitesi’ne bağlı bir yüksek okulda Öğretim Görevlisiyim. Yeni bir iş aslında bana hayalimdeki iş oldu. Üniversitede çalışmak ya da bilişim teknolojilerinde daha ayrıntılı konularda ders verebilecek olmak benim için çok değerliydi.
Ne diyelim, Hayırlı Olsun :) Sanırım ilerleyen zamanlarda blogum daha aktif olacak, çeşitli sınav soruları-sunumlar-çalışmalar yayınlamayı düşünüyorum. Umarım yararlı olur.
Üniversitedeyken ayın 7sini beklemek gibi bir espri vardı. Her ayın 7sini bekler, kredi/burs almak için atm önleri kalabalık olurdu. Mezun oldunuz ardından 2 yıl geçti ve aldığınız kredileri geri ödeme zamanı geldi. Ne yapacaksınız?
Eğer hala işsizseniz, SGK ile bir bağınız yoksa, yani çalışmıyorsanız, sigortanız ödenmiyorsa, borçlarınızı 1 yıl erteletebilirsiniz.
- Borç ödeme vadesi henüz başlamayanların,
- Borç taksitlerini aksatmadan ödeyenlerin,
- Borçlunun, Kuruma müracaatı esnasında; Emekli Sandığı, SSK, BAĞ-KUR gibi sosyal güvenlik kuruluşu niteliğindeki başka kuruluşlarla ilişkisinin bulunmaması halinde,
ilgilinin yazılı talebi ile borç ödemesi kredi alma süresinin bitiminden itibaren endeks uygulanmak sureti ile ve birer yıllık sürelerle Kurumca uzatılmaktadır.
Dilekçenizi hazırlayıp, “Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü Kredi Dairesi Başkanlığı Cemal Gürsel Cad. No: 61 Cebeci – ANKARA” adresine iadeli taahhütlü göndermeniz gerekiyor.Dilekçeniz, sigortalı olup olmadığınız inceleniyor ve duruma göre size cevap gönderiliyor.
Dilekçe örneği;
Borc erteletme dilekce ornegiBu konuda çok soru aldığım için yazısını da yazayım dedim. :)
Excel 2010 üzerinde tablolarla uğraşırken konu olarak atama sayılarını kullandım. 2008-2011 yılları arası ilk atama kontenjanları ve sayıları. MEB ve çeşitli bloglardaki sayılar üzerinden hazırlanmış olup, hatalar, eksikler olabilir. Tabloları incelerken bunları göz önünde bulundurunuz.
Birçoğumuz internet kullanıcısıyız, ama online içerik üretmede yetersiziz. Sürekli tüketiyoruz ama üretmiyoruz. Maslow’a göre henüz bilgi ihtiyacı (bilme, anlama, araştırma) basamağına bir çoğunun çıkamadığını düşünüyorum. İnternette Maslow piramidi ile ilgili Türkçe görsel aradım. İstediğim gibi olanlarına Türkçe içerikte rastlayamadım. Bu tür durumlarda ne yapıyoruz, hemen kendimiz bir tane hazırlayıp paylaşıyoruz.
Maslow Piramidi Basamakları;
Aslında büyüklerimiz bu piramidi bilmese de olayı çözmüşler. Önce Sağlık, sonra Aş, sonra İş, sonra Eş.
Kendinizi gerçekleştirmeniz dileğiyle,
Bilişimli Günler!
Kaynak: http://www.peakoilblues.org/blog/wp-content/uploads/2011/03/Maslowhierarchyofneeds.jpg
KPSS maratonunda koşmaya devam ederken, branşıma ait bilgileri unuttum unutacağım konuma gelmemek için, arada kendi çapımda derslerle ilgili eğitsel içerikler hazırlıyorum. (Eğer vaktim olursa ileride bir kaç animasyon da hazırlamak istiyorum.)
Bu yazıda aşağıda Program Geliştirme dersinin Eğitim Programı Tasarımı bölümü ile ilgili basit bir çalışma kağıdı hazırladım.
KPSS döneminde biraz olsun nefes almak için böyle basit şeylerle uğraşmak güzel oluyor. Bu çalışma kağıdı, gözden geçirme, hatırlama amacıyla kullanılabilir.
Yanlış bilinenlerden birisi daha bugünlerde kafamı kurcalamaya başladı.
Soru:Sosyal medya çocuklar için zararlı mı?
Cevap : Hayır zararlı değil.
Soru: O zaman neden faydalanamıyoruz?
Cevap : Çünkü Biz onu zararlı yapıyoruz.
Gelişen internet dünyasını yakalayabilmek mümkün değil. Her geçen gün yeni bir şey katılıyor hayatımıza. Gelişen ama geliştikçe de önlem alınması gereken .
Okulda öğrencilerimin Facebook hesapları olduğunu öğrendiğim gün başka bir şey daha öğrendim. Tanımadıkları insanları arkadaş listelerine ekledikleri. Mesela ünlü bir kişinin sahte hesabı gibi. Bunun ne gibi zararlar ortaya çıkaracağını daha önce burada anlatmıştım.
Şimdi ise başka bir yönünden bahsedeceğim. Facebook’daki gruplar ve yazılar.
Çocukların katıldıkları bir çok grup var. Özellikle ilköğretim 2.kademe öğrencilerinin çevrelerinden çok etkilendiği dönemlerde, Facebook’daki gruplardan etkilenmemeleri de elde değil.
Bu gruplardaki yazılar ilk gördüğünüzde çok zararsız ve hatta siz de okuduğunuzda komik gelecek. Ama onlar açısından baktığımızda, gelişimlerini ve sosyal davranışlarını olumsuz yönde etkileyecek. O yazıları bir yaşam şekli olarak görecekler. Ne tür yazılardan mı bahsediyorum?
Bunları okuduk bize komik geldi ve geçtik. Çünkü biz yetişkin insanlarız. Ahlaki ve vicdani gelişimini büyük ölçüde tamamlamış, doğru ve yanlışı ayırt edebilen insanlarız.
Ama vicdan ve ahlak gelişimleri üzerinde gelişim dönemlerinde olan, çevrenin etkisini daha önemli olduğu bu dönemde bunları okuyan çocuklarımıza okulun, mesleklerin, sınavların, kitapların kötü olmadığını nasıl anlatacağız? Veli ve öğretmenler olarak bizi dinleyecekler mi? Tabii ki hayır. Burada bir zoraki kültürleme söz konusu. Reklamlar gibi düşünün. Reklamları izlediğinizde o şeyi almak istersiniz. Bir çocuğun da her gün girip 2-3 saat geçirdiği Facebook ana sayfasının bu yazılarla kaplı olduğunu düşünün.
Veliler öğretmenlere artık bu sorunlarla gelmeye başladı. Okulu sevmiyor, sınavları sevmiyor, ders çalışmıyor. Sonraki sonuç bu;
Yukarıdaki video Türkiye’de çekilmiş değil. Ama gidişatımızda bunu göstermiyor değil.
Şurada bir ayrım var dikkat etmemiz gereken. Evet çocuklarımız oyun da oynayacak, sosyal medya da kullanacak. Facebook’da da eğlence olacak ama bu türlüsü değil. Oyunlara karşı değilim, aşırılığına karşıyım. Okulla ilgili şakalara karşı değilim, bunların ciddiye alınmasına karşıyım.
Burada önemli olan bu yazıları görmeleri değil, gördükleri zaman doğru ve yanlışı ayırt edebilmeleri, şaka ile gerçeği ayırt edebilmeleri. Bize öğretmen ve velilere düşen görevler, onları incitmeden bu ayrımı ve sonuçlarını onlara anlatabilmek.
Çok ciddi bir noktadayız. Geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir noktada çocuklara interneti yasaklayarak hiç bir şey kazanamayız. Sadece doğru kullanmayı öğretebiliriz.
Yapabileceğimiz şeylerden birisi ise özellikle Facebook’da böyle bir içeriği gördüğümüzde içeriği şikayet etmek, grubu şikayet etmek ya da spam olarak bildirmek.